ÖMER SEYFETTİN İLE ATEŞİ YENİDEN YAKMAK - Emin ÖZGÜR
- Yayınlanma: Cuma, 01 Mart 2019 22:52
- Kategori: Mehmet Hayati ÖZKAYA ATEŞİ YENİDEN YAKMAK
- Gösterim: 1166
ÖMER SEYFETTİN İLE ATEŞİ YENİDEN YAKMAK
Emin ÖZGÜR - İzmir
Hocam merhaba. Kitabınızı bitirip geri dönüşlerini sizinl e paylaşmak nihayet mümkün oldu.
Öncelikle böyle yüklü bir konunun altına girip taşıdığınız bu eseri okumak, benim için çok güzel bir deneyim ve keyifti. Pek tabi artık zamanın şartlarında çok iyi bir kitap okuyucusu olamasam da birkaç değerlendirme de bulunmak isterim.
Ömer Seyfettin ve onun hayatıyla ilgili pek çok deneyimin, belgesel niteliğindeki dokümanlarla sunulması ama bunların da paylaşılırken okuyucu sıkmadan bir hikâye döngüsü içerisine yerleştirilmesi çok iyi bir fikirdi ve bu fikri çok yaratıcı buldum.
Böylece 280 sayfayı sıkılmadan, yer yer Ömer Seyfettin’i dinleyerek yer yer de hikâyenin karakterleriyle ve Münferit Kitabevinin ortamıyla bütünleşerek okudum. Karakterler derinlemesine analiz edilmiş ve ütopik olaylar zincirinde yer almadan normal yaşam döngüsünün bir parçası olarak bizlere sunulmuş. Ve tabi hikâyenin uzun bir süre yaşadığım topraklar ve yakınlarında geçmesi de ayrı bir ilgi çekiciydi. Özellikle Haytalı tatlısını ve Affan Kahvesini de notlarım arasına aldım. Bir gün Hatay’a gidersem ilk uğrayacağım yerler arasında olacak.
İnsanın okuduğu kitaptan, kendi yaşamıyla bağlar kurabilmesi çok keyifli elbet. Yine, milli değerlerimizden Ömer Seyfettin ile ilgili bilmediğim pek çok şeyi öğrenmek beni mutlu etti. Özellikle Türk Edebiyatı için çok önemli bir yer arz eden Ömer Seyfettin’i tarihin tozlu raflarından çekip alıp, günümüze yansıtmanız ve bunu etkileyici bir dille gerçekleştirmeniz harikulade bir başarı. Eser, gerek içerik gerek kurgusuyla zor bir eser. Bu süreci bırakın tamamlamayı, yönetmek ve bu sürece başlamak dahi büyük bir emek ister. Ve siz de bunu gerçekten layıkıyla yerine getirmişsiniz. Bu konuda sizi tebrik eder, başarılarınızın devamını dilerim.
Bununla beraber gözlemlediğim birkaç şeyi de sizinle paylaşmak istiyorum. Sultan Mahmut gibi “Bu da geçer yahu!” kısmında (34. sayfaydı sanırım) Kastedilmek istenen Hû (Allah) değil mi? Aslında söylenmek istenen “Bu da geçer Ya-Hû!” sanırım. O kafama takıldı.
Yine kitapta betimleme ağırlıklı bir ilerleme sezdim. Senaryo tarzında bir betimleme... Bunu bir tarz olarak mı görüyorsunuz?
Ufak bir eleştiri olarak kitabımızda noktalama işaretlerinde ve eklerde bazı yazım hataları gözüme çarptı. Bu kadar yorucu bir süreçten sonra tabi ki bundan doğal bir şey yok. Ama yine de kitap tamamlandıktan sonra başka eller tarafından da değerlenip tartılırsa bu minik hatalar giderilmiş olur zaten.
Bir de öneride bulunmak istiyorum. Kitabınızda karşıt görüşün, Deniz Gezmiş’e ne kadar çok sahip çıktığından falan bahsetmişsiniz. Siz de gerek bilgi birikiminiz, gerekse bulunduğunuz mevki ve konumdan faydalanarak İzmir’de üniversitede haince şehit edilerek öldürülen Fırat Çakıroğlu hakkında da bir kitap yazmayı düşündünüz mü veya düşünüyor musunuz? İyi bir araştırma ve analizle, etkili bir eser çıkartabileceğinizi düşünüyorum.
Son olarak kitabınızın bitiş bölümünde verdiğiniz ince mesaja göz kırpıyor, eserlerinizin devamını sabırsızlıkla bekliyoru
Yazarın Biyografisi
Mehmet Hayati ÖZKAYA

Mehmet Hayati ÖZKAYA, 1959’da Van’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Adana’da, yükseköğrenimini Eskişehir’de tamamladı. 1982 yılından itibaren çeşitli liselerde edebiyat öğretmeni ve idareci olarak çalıştı. 1993-1995 yıllarında İtalya’nın Trieste şehrinde Yabancı Diller Enstitüsü’nde Türkçe okutmanlığı yaptı. Evli ve iki çocuk babası olan Özkaya’nın Kıssa-i Aşk, P.K 546- İdealist Bir Neslin Hikâyesi- ve Ateşi Yeniden Yakmak adlı kitapları vardır.