HASAN ÇULHAOĞLU İLE İLGİLİ İKİ HATIRA NECDET ÖZKAYA’DAN
 
Mersin’de ki  toplantıda çay bahçesinin en arka ve kuytu köşesinde rahmetli Dündar Taşer Beyle bir masaydık. Genç sayılacak bir yaşta aramızdan ayrılan ülkücü meslektaşım Hasan Özçetin de yanımızdaydı. Büyük bir ihtimal Müftü Kamil Hocada masadaydı. Bunları aradan 30-35 yıl geçtikten sonra değil de zamanında yazsaydım, daha çok canlı ve çok belirgin tablolar çizer, sahneler anlatabilirdim. Ne yazık ki demiri tavında dövemedim. Ama zararın neresinden dönersek , kardır hesabı kendimize göre çok değer verdiğimiz zamanlara ve o zamanın kıymetli insanlarını anlatacağım.
 
MHP nin Mersinde yazlık çay bahçesinde yapılan toplantısında en arka ve kuytu köşesinde rahmetli Dündar Taşer Beyle bir masaydık. Bahçe tıklım tıklım. Dündar Bey hariç protokol yerini almış, Başbuğun sağında solunda genel idare kurulu üyeleri ve Adana, Mersin il başkanları ve ilçe başkanları yerlerini almış vaziyetteler. Rahmetli Kemal Ağabey’in Mersin İl Başkanı olduğunu hatırlıyorum. Toplantının açılış konuşmasını Özer Revanoğlu yaptı. Bilgili, görgülü, tefekkür gücü yüksek bir arkadaşımız olan Revanoğlu, aynı zamanda güzel konuşurdu. Takdir edilen bir hatipti. Ne yazık ki çok uzun zamandan beri siyasetten uzakta Kırgızistan da yaşamaktadır. MHP’ si zaman içinde bir çok “kıymeti” maalesef kaybetti.
Özer Bey’in konuşmasından sonra protokol gereği olarak Hasan Çulhaoğlu kürsüye davet edildi.  Çulhaoğlu Adanalıdır, Karaisalı’dandır. Toros Türkmenlerindendir. O zamanlar Genel İdare Kurulu üyesiydi. Herhalde bu görevi 80 ihtilali öncesine kadar yürüttü. 12 Eylül askeri müdahalesinde Merkez Karar Divanı üyesi olmuş olsaydı, Mamak’a kapatılanların arasında o da olurdu. Ama ihtilalle ilgili unutulmaz yorumları oldu. Yeri geldiği zaman onları da anlatacağım.  Hasan Çulhaoğlu unutulmaz bir tiptir. Galiba 60’lı yıllarda MHP’ de siyaset yapanlar içinde hayatta kalan en yaşlı ağabeyimizdir. Çulhaoğlu ile yazacaklarım başlı başına bir bahis olacaktır. Satır aralarında geçiştirilmeyecek kadar ilgi çekici  bir kişiliğe sahip olan Çulhaoğlu kürsüye çıktı. Nerden aklına geldi, neden gerek gördü onu tahmin edemiyorum. “Lider Kimdir” diye konuşmasına başladı.
 
Çulhaoğluna göre lider,
 
Eşek kadar dayanıklı,
 
Katır gibi inatçı,
 
Tilki gibi kurnaz,
 
Alaca saksağan gibi sezgili,
 
Köpek gibi sadık,
 
Aslan gibi kuvvetli ve kudretli,
 
Kartal gibi kapıcı ve yırtıcı,
 
Kurt gibi güçlü ve cesur,
 
Keçi gibi atik,
 
At gibi vakur, alımlı ve nazlı…..
 
Çulhaoğlu benzetmeleri uzattıkça uzatıyordu. Çünkü köy hayatını, hayvancılığı çok  iyi bilen Çulhaoğlu’nun bu “lügat”leri bilmesi kadar tabii bir şey olamazdı. Ama Çulhaoğlu köylülere değil, şehirlilere hitap ediyordu. Çok eski Türk metinlerinde benzer ifadeler şüphesiz ki vardır. Tarım ve hayvancılıkla geçinen topluluklarda lideri bu benzetmelerle anlatmak çok olağandır. 20. Yüzyılın üçüncü çeyreğinde bu benzetmelerle “Lideri” tarif etmek “gerçekle ne ölçüde bağdaşırdı. Nitekim Hasan Ağabey’in benzetmeleri arka arkaya geldikçe bütün bahçe gülmekten bir hal oluyordu.
 
“Velhasıl lider, kurtoğlu kurt, yani bozkurt olmalıdır” dedi ve sesini yükselterek liderimiz Sayın Alparslan Türkeş’i kürsüye davet etti.
 
Rahmetli Dündar Bey, “Yahu bu Çulhaoğlu ne yaptı öyle, adamcağızı hayvanat bahçesine çevirdi.”Dedi. Türkeş’in bu konuşmaya ve benzetmelere nasıl tepki vereceğini herkes gibi bizde merak ediyorduk. Kürsüye alkışlar arasında çıkan rahmetli başbuğ sözlerine;
 
 
“Toros Canavarı sayın Çulhaoğlu’na teşekkür ederim.” diye başlayınca mukabeleri Çulhaoğlu’nun lisanına uygun düştüğüne karar verdik. O günlerde Toroslar da bir eşkıya türemiş, halkın korkusu olmuştur. Hem O’ nu hem de bildiğimiz “canavar”ı anlatan Türkeş, böylece güzel ve canlı edebiyat sanatı yapmıştı.
 
***
 
Hasan Ağabey, nüktedan şakadan anlayan, fıkra bilen, halk hikayelerini anlatan capcanlı bir adamdır.  Güldürmeyi de sever gülmeyi de. Çulhaoğlu’nun yanında somurtmak mümkün değildir. Masala inanır, fala baktırır, hele remilcilere çok inanırdı. Yıllarca Süleyman Ramazanoğlu ile birlikte Pozantı tarafında bir falcıya gidip, gelerek “kayıp”tan haber almaya, “istikbali okumaya”  çalıştılar.
 
Adnan Menderes’in idam edilmediğini, yerine başkasının asıldığını falcıdan öğrenince çok memnun oldular. Falcı onlara demiş ki “Belli olmayan bir zamanda Menderes Türkiye’ye dönecek. Ama şimdiden zamanını söylemek mümkün değil.” Belli aralıklarla bu iki arkadaş falcıya giderek rahmetli Menderes’in ne zaman zuhur edeceğini öğrenmeye çalıştılar. Ramazanoğlu bu dünyaya veda ederken herhalde bu tecessüsle gözleri kapandı.
 
***
 
Bizim neslimizin fikir önderlerinden biride Osman Yüksel Serdengeçti idi. Birçok meziyetinin yanıbaşında  çok hazırcevap ve espirili bir adamdı.
 
Adana Türkocağı’nda bir sohbet toplantısı var. Birçok misafirle birlikte Serdengeçti’de var. Her sözü ve cümlesi gülüşmelere vesile oluyor.
 
“İki İsmet feleğimi şaşırttı” dedi. “Biri İsmet İnönü hürriyetimden diğer İsmet (eşi) zürriyetimden etti.”  Dedi. Bu cümleyi duyan Çulhaoğlu, “Osman Abi, seni buradan evlendirelim” der demez, Serdengeçti bu taşı gediğine koymakta gecikmedi. Hiç vakit kaybetmeden “ Çulhaoğlu,  Çulhaoğlu ben Çukurova’nın çukurunu dolduramam.” dedi.
 
Hasan Ağabey dilini yutmuş gibi oldu. Ancak çok sessizce “Ananını, dinini !!!... diyebildi.
 
Defterde Kalanlar Necdet Özkaya'nın hatıralarından alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


ATİLLA İLHAN
Salı, 31 Mayıs 2022
...
TÜRK BAYRAMI: NEVRUZ
Salı, 29 Mart 2022
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

55 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi