Bir Galip Erdem vardı. Kimi ona Dede Korkut gözüyle bakar,kimi gönlünden geçen bir “veli”ye benzetirdi. Giyimiyle,kuşamıyla,tavır ve davranışıyla esrarlı bir ahvâli vardı. 

Galip Erdem gibi de Ahmet Arvasi Hoca’da ülkücülerin bilge kişileriydi. Her ikisini de çok iyi tanır,sever ve sayardım. Ahmet Arvasi benim Ernis Öğretmen okulundan öğretmenimdi. Hemşehrimdi,yaz tatillerinde Van’da İki Nisan Gazetesi’nin çatısı altında şehrin milliyetçi aydınları muayyen saatlerde bir araya gelirdik.27 Mayıs ihtilalinden sonra Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi Van’da da “Devrimci Solculuk” tarihinin en görkemli ve azgınlık dönemini yaşıyordu. Birinci Dünya Savaşı sonlarından kalan “Kürtçülük” fikri yeniden filizlenmeye başlamıştı.

Başta rahmet ve hasretle andığım Servet Mehterbaşıoğlu ile Ahmet Arvasi Hoca etrafında kümelenen milliyetçi aydınlar Van’ın fikri ve siyasi havasını değiştirmekte hiç zorlanmadılar.

Arvasi Bey başarılı bir hoca idi. Dersine girdiği öğrenciler,onun geleceği saati iple çekerlerdi. Ruhlarda,gönüllerde,beyinlerde fırtınalar yaratmasını ne kadar güzel başarırdı. Sevimli,cana yakın bir ses tonu,ama yakıcı,insanı can evinde yakalayan bir hitabet tarzı,jest ve mimikleri duygularına düşüncelerini anlatmakta ahenkle yardımcı oluyordu. Arvasi Hoca infilak etmeye hazır bir yanardağdı. Tam bizim Mehmet Turgut “alev saçan” ülkücülerin başında geliyordu. Arvasi Hoca’yı şahsen tanısaydı,onunla çok muazzam “alev saçan”dı, “yıldırımlar yaratan” programlar yaparlardı… Arvasi Bey Hocalık yaptığı her okulda gerçekten öğrencilerinin ruhlarında şimşek çaktırır,yıldırımlar yaratırdı. Arvasi Hoca’nın bir çok eseri var. Ölümünün on altıncı senesi dolaysıyla yazılan yazıların hemen hepsini okudum,kitaplarıyla ilgili listeler yayımlandı…Ama Hoca’nın şair yönüne hiçbir yazıda temas edilmedi. Onun hayatı boyunca öne çıkma fırsatı bulmamış bir şiir dünyası vardı. Gençlik yıllarında bastırdığı küçük çapta bir şiir kitabı var:”Sır” 1955’te,İstanbul’da Burhan Matbaasında basılmış. Ogünlerde Hoca; Ahmet cezar Arvasi ismini kullanmış..Sonraki yazılarında hep S. Ahmet Arvasi ismini kullandı.

Ahmet Arvasi Hoca,ilk gençlik yıllarından beri hep ülkücü “rüya”larla büyüyerek gelişmiştir. İçinde sönmeyen bir mazi hasreti ve büyük tarihimizin,ihtişamlı günleri vardır. Ogünleri hatırladıkça için için kendini yer ve tüketir. Deli çaylar gibi bir oyana,bir bu yana çarpa çarpa akardı.

“Tuna neden köpürmüş? Kırım neden inliyor?

Nerde parlayan kılıç;Nerde o akıncı cet?

Şimdi Hazar uzaktan feryadımı dinliyor.

Ayrıldı mı Kafkaslar yurdumdan ilelebet?

 

Nerde bütün Türkeli?Taşkent,Buhara nerde?

Müslüman Türk ülkesi Büyük-Mâvera nerde?

Asya’yı Avrupa’yı titreten nârâ nerde?

Vatan parçalanınca yüzümüz gülmez elbet…”

Bu şiirin tamamı dört kıtadır ve 1949’da yazılmış.

Hoca’nın 1949’da sorduğu bu soruları Yavuz Özkaya,  Ahmet Tanrıtanır, Nazım Mehterbaşıoğlu ve binlerce ülkücü arkadaşı 70’li yıllar da tekrar sormaya başlamışlardı.  Türkiye’nin dört bir yanından ve hep bir ağızdan Avrupa’yı, Asya’yı titreten naralar la cevap veriyorlardı.: ”Buradayız! Ülkücüyüz! Bir ölür bin diriliriz!”

Adını andığımız,anmadığımız,büyüğümüz,küçüğümüz,kardeşimiz,bacımız bütün ülkücülere selâm olsun. Alpaslan Türkeş’e, Nihal Atsız’a ,Dündar Taşer’e,Galip Erdem’e,Ahmet Arvasi’ye,Faruk Hoca’ya,Sofuoğlu Ahmet Bey’e,Yaşar İnanç’a,Yavuza,Ahmet’e,Nazıma ve cümle ülkücü şehitlere rahmet olsun. İsmini yazamadığım ama hiç aklımdan çıkmayan göçüp giden arkadaşlarıma rahmet olsun.

Dirilecek, dirileceğinden hiç şüphe etmediğim “Bozkurt” ruhlu ülkücülere şimdiden selâm olsun.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


ATİLLA İLHAN
Salı, 31 Mayıs 2022
...
TÜRK BAYRAMI: NEVRUZ
Salı, 29 Mart 2022
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

45 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi