- Yayınlanma: Cuma, 14 Ağustos 2015 13:34
- Kategori: Necdet Özkaya
- Gösterim: 4453
“CEHALETİN TAHSİLİ”
Necdet ÖZKAYA
Sizi bilmem, ama ben bazı kitaplar okurken utanır, kendi kendimi ayıplarım. Okuduklarım utanç verici bilgiler, düşünceler değil. Aksine okurken yeni bilgiler öğreniyor, yeni ufuklar, yeni bakış açıları kazanıyorum. Utancım, ayıplamam bu kadar senedir yazılmış, basılmış, yayınlanmış bu makaleleri bundan birkaç sene önce okumaya başlamamdır. Yazarlarını daha yeni yeni tanıyıp, bunlar ne diyorlar, ne yazıyorlar? Deyip araştırma yapmaya başlamamdır.
Bu yazarlardan biri büyük ilahiyatçı Hüseyin Atay’dır. Elimde beş altı kitabı var. Her kitabı okudukça yüzüm kızarıyor. Ben bunları niçin yazıldığı tarihlerde okumadım veya okuyamadım? Sebebini açıkça bulamıyorum. Bu yazıyı yazmakta iken Hüseyin Atay Hoca’nın “Cehaletin Tahsili” isimi çeşitli tarihlerde yazdığı, sonradan kitap haline getirilen eserini okumaktayım. Kitabın üçüncü baskısı Kasım 2013 tarihli. Ben kitabı ve kitabın yazarını 2015 senesinin Şubat- Mart aylarında ancak tanıdım. Kitabın üstünde “Cehaletin Tahsili” ibaresini görünce yüzüm kızardı. Hoca bu kitabın benim için veya benim gibi olanlar için yazmış. Bu ibareden alınganlık göstermedim, yazana da gıyabında sistemde etmedim. Çünkü genel olarak ilahiyat ve İslamiyet ilgi olarak belirttiği düşünceler, getirdiği yorumların büyük bir kısmını bilmiyordum ama yazdıkları aklıma yatmıştı. Zaten hoca da eserinde akla, çok önem verilmiş kitaplarında hemen her fırsatta “akıl, vicdan, ilim” üçlüsünü kullanarak bu açıklamalar getirmiştir. “Kuran’da İman Esasları ve Kader Sorunu” isimli eserinde:
“Kur’an aklı hakem tayin eder ve ona bir prensip olarak başvurur. Kur’an akla önem vermiş ve insanlara akıllarını kullanmakla sorumlu tutmuştur. İnsanların doğruyu eğriden, hakkı batıldan ayırıp doğru yolu seçmenlerin de anlamaya, düşünmeye ve muhakeme etmeye muhtaç olduklarını görerek onları buna teşvik etmiştir.
Başta dini alan olmak üzere birçok alanlarla yaşadığım sorunların kaynağında Hüseyin Atay’ın altını çizdiği eğitim sisteminde, devlet düzeninde aklı geri plana bırakmamız vardır. Hislerimiz, ihtiraslarımız birçok zamanda olduğu gibi bu dönemde de bizi tökezletmektedir.
“Muhakemenin özelliği insanı uçlardan korumasıdır. Çünkü muhakeme hem itiraza hem şüpheye açıktır.” İtiraz etmesini bilmek, şüphelenmek bilgi ve akıl işidir. Nasıl soru ilmin yarısı ise, şüphelenmek, itiraz etmekte ilmin bir gereğidir. Türkiye adeta ifratla tefrik arasında bocalayıp duruyor. Bir başka ifadeyle bizim için iki zıt renk var: ya beyaz, ya kara!
Hüseyin Atay’ın nezih ve nazik ifadesiyle Kur’an’ın ve Hz. Peygamberin yolundan ayrılmanın vebalini bu gün bütün Müslümanlar çekmektedir.
Okumaya merak etmeye başladığım günlerde, bilhassa dini kitaplara ilgimin artığı dönemlerde Türkçeye “Ey oğul” diye tercüme edilen küçücük bir kitap satın almıştım. O risale büyük İslam bilgini Gazâli’ye aitti.
“Ey oğul bu hikâye sana gösteriyor ki lüzumundan fazla okumaya, fazla şeyler öğrenmeye hacet yoktur. Şeriata uymayan ilimler ve çalışmalar, doğru yoldan sapmaktır. Allahû Teâlâ’dan uzaklaşmaya sebep olur.
Gazâli’ye göre akla en öncelikle din ilimlerinin gelmesini, küfre düşmemek için diğer bilgilere ilgi gösterilmemesi gerekmektedir. Gazali çağının (1058-1111) önde gelen tasavvuf şeyhleri:
“Dünyaya ihtiyacın kadar bağlan. Kalpten bağlanma. Kısmetin ne ise gelir üzülme” demektedirler.
Ben bu havaya çocuk yaşlarında rahmetli dedemin evinde yaşamıştım. İkinci Dünya savaşı yıllarıydı. Birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de kıtlık, yoksulluk vardı. Yoklar çok, varlar azdı. Bu rağmen evde huzur vardı. Sükûnet vardı. Çünkü evde hakim olan duygu “Allah var gam yok” Rızkı veren Huda. Bizim de rızkımızı verir.
Bu anlayış İslam’la, Müslümanlıkla, Kuran’la ne kadar bağdaşıyordu? Onu sorup sual edince merhum Akif’in:
“Çalış” Dedikçe Şeriat, Çalışmadın, Durdun,
Onun Hesabına Bir Çok HURAFE UYDURDUN!
Sonunda Bir de “TEVEKKÜL” Sokuşturup Araya,
Zavallı DİNİ ÇEVİRDİN Onunla MASKARAYA!
-Her asırda, her yeni bir çağda,
"Doğrudan doğruya Kuran’dan alıp ilhamı,
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı" görüşü de Akif’indir
Bu gün sayıları azda olsa Hüseyin Atay, Yaşar Nuri Öztürk gibi birkaç ilahiyatçı çağın anlayışına İslam’ı söyletiyorlar.
Her bilim dalında araştıran, keşfeden, sorgulayan bunlara dayanarak tahliller yapıp karar verenlerin sayısı arttıkça Türkiye ’nin çehresi daha aydınlık olacak, geleceğe güven daha da artacaktır.







