- Yayınlanma: Çarşamba, 24 Aralık 2014 20:01
- Kategori: Dr.Halil Atılgan
- Gösterim: 7341

Doksandaon’um yüze layık değilim / İşmişim Kevser’den ayık değilim
DOKSANDAON HAK’KA YÜRÜDÜ
Dr. Halil ATILGAN
Âşık Doksandaon 03. 05. 1944[1] tarihinde Şanlıurfa’nın Kısas köyünde dünyaya gelir[2]. Babasının adı Halil, annesinin adı Aynur. Aynur, Hatice, Zöhre, Ahmet, Bakır ve İsmail olmak üzere toplam altı kardeşten sadece Zöhre hayattadır. Doksandaon’un asıl adı İsmail’dir. Kurban bayramında dünyaya geldiği için bu ad verilmiştir. Dedelerinin Kısas’ta çiftçilik ve küçükbaş hayvancılıkla uğraşması, konargöçer hayat sürdürmesi Kondu soyadı almasına vesile olmuştur. Kondu ailesi Kısas’ta Arfolar[3] olarak bilinir.
Âşık Doksandaon 1950–51 öğretim yılında Kısas Köyü İlkokulunun birinci sınıfında öğrencidir. Okumayı çok sevmesine rağmen ancak üçüncü sınıfa kadar okuyabilir. Çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan ailesi çift çubuk işlerine yardım etmesi için okuldan alır. Böylece tahsil hayatı sona erer. Askere gidinceye kadar aileye çobanlık yaparak, çift sürerek yardımcı olur. Doksandaon yöre geleneklerine uyarak 1958 yılında askerliğini yapmadan dayısının (Cuma) kızı Emşa ile evlenir. Bu evliliğinden Rabiya, Bakır, İbrahim, Behzat, Yahya ve Cuma olmak üzere 1 kız, beş erkek toplam altı çocuğu dünyaya gelir. Evlendikten altı yol sora 1964 yılında askere alınır. Balıkesir Burhaniye, Çanakkale Ezine acemi birliklerindeki piyade eğitiminden sonra Lüleburgaz 65. Tümen Ağırlıklar Karargâh Bölüğüne dağıtımı yapılır. 1966 yılında da aynı birlikten terhis olur. Askerlikten sonra köyüne dönen Doksandaon çiftçilikle hayatını idame ettirir. Ölünceye kadar Kısas’tan dışarı çıkmayan, askerliğin dışında başka bir yer görmeyen âşık:
diyerek 02. 06. 2012 tarihinde kalkar gider Kısas’tan. Onun varı yoğu Kısas’tır. O Kısas’da doğar. Kısas’ta da vefat eder.
Kısas: Harran ovasında çöle düşmüş bir damla su, yeşile olan hasretin kaynağı, üzüm bağlarıyla çevrili, geçmişte pehlivanlarıyla, Arap atlarıyla ün yapan, her hanesinde bir bağlama asılı, âşıkların otağı, yiğitlerin yatağı bir beldedir. Adının “kısasa kısastan” geldiği tahmin edilmektedir. Çevrenin en çok okuryazar yetiştiren beldesidir. GAP projesiyle Kısas’ın suya kavuşması topraklarının verimini artırmış, çiftçilik daha da gelişmiştir. Şehrin tüm nimetlerine sahip olan kısas bölge şartlarına göre gelişmekte olan beldelerin başında gelir. Beldenin dili Türkçedir. Çevrede Kürt ve Arap köyleriyle sınır olmasına rağmen dil konusunda hiç taviz vermemiştir. Kısas’ta arı duru bir Türkçe konuşulur. Lehçesinde Urfa’nın etkisi çoktur. Harran ovasının tek Türkmen köyüdür – Beldesidir. Kısaslı şair Aşir Kayabaşı bu konudaki duygularını şöyle dile getirir:
Kısas Şanlıurfa’nın doğusundadır, Kuzeyinde Çekçek, Güneyinde Sultantepe, Doğusunda Alibar, Batısında Boydere köyleri bulunmaktadır. Urfa’ya uzaklığı 13km’dir. Nüfusun çoğunluğu Alevi- Bektaşi, beşte biri Sünni’dir. Grupların gelenek ve göreneklerinde hiçbir fark yoktur. Bir grup namaz kılarken Alevi Bektaşi grup cem yapar. Kısas’taki Alevi ve Sünni gruplar örnek bir beraberlik sergilerler. Onun için inanç farklılığından şimdiye kadar bir sorun yaşanmamıştır. Bu da bölge de örnek bir davranış olarak değerlendirilir. Belde halkının geçim kaynağı çiftçilik ve hayvancılıktır.
Kısas: Şair Aşir Kayabaşı’nın dediği gibi uğruna ter dökülen, Urfa’nın kurtuluş mücadelesine katılan, tırnaklarla çeti dikenleri sökülerek Harran ovasına kurulan bu Türkmen köyünü, Türkmen köyünün insanlarını Kültür Bakanlı Şanlıurfa Devlet Türk Halk Müziği Korosuna Kurucu Şef olarak atandığımda tanıdım. Koronun stajyer sanatçı sınavı 22 Haziran 1990 tarihinde başlamış ve de beş gün devam etmişti. Sınavda sanatçı adaylarından bazıları hiç duymadığım deyiş ve semah türü ezgiler çalıp okudular. Dikkatimi çekti. Alevi Bektaşi olduklarını, Harran ovasında kurulan ilk Türkmen köyünün yağız delikanlıları olduklarını söylediler: Bu özelliklere sahip bir Alevi – Bektaşi Türkmen köyünü şimdiye kadar tanımadığım için hayıflandım. İşte ben Kısasla – Kısaslılarla böyle tanıştım.
Kısaslıların bağlamaya olan ilgisi, her Cuma akşamı cemin yapılması, her evde bir bağlamanın asılı olması, âşıklık geleneğinin en iyi şekilde günümüze taşınması, irili ufaklı birçok halk ozanının türemesini, yörenin de âşıklar diyarı olmasını sağlamıştır. İşte bu âşıklar diyarının önemli isimlerinden biri de Doksandaon’dur.
1990 yılında Şanlıurfa Devlet Türk Halk Müziği Korosu şefi olarak göreve başladıktan sonra bir akşam Kısaslılara konuk oldum. Kısalılar cemlerin yapıldığı dikdörtgen biçiminde büyükçe bir odada ağırladılar beni. İnsanları çok sıcaktı. Harran ovasının sıcağı gibi… Hiç yabancılık çekmedim. Bulunduğumuz yere bağlamasını alan geldi. Hane halkından Âşık Dertli Divani gelenlerin hepsini tanıttı. Âşık Sefayi, Celali, Berdari, Meftuni ve Doksandaon. Doksandaon yöresel kıyafetleriyle renkli bir kişilik. Şimdiye kadar böyle yöresel kıyafetler içinde bir âşıkla birlikte olmanın mutluluğunu yaşıyor, Doksandaon mahlasını da ilk defa duyuyordum. Benim için çok değişik bir mahlas. Sordum: Âşık Neden Doksandaon. Kendisinin insan-ı kâmil olma yolunda tamam olmadığını, tamam olması için seksene ihtiyaç olduğunu söyleyerek:
dizeleriyle de demek istediğini anlattı. Sonra: “Kısas’ta her evde bir bağlama asılıdır. Bağlama bizim telli kuranımızdır. Okunacak en büyük kitap insandır. İnsanı çok iyi okumak gerekir. Ben insanı bağlama ile okurum” dedi. Her evde bir bağlamanın asılı olduğunu duyunca benim güllerim açıldı. Yöre insanının bağlamaya olan sadakati, halk musikisi açısından memnuniyet vericiydi. O gece herkes çaldı söyledi. Hünerini gösterdi. Urfa’ya 13km uzaklıkta olmasına rağmen halk ezgileri Urfa’ya göre çok farklıydı. Hele anamın çok temiz anlamında kullandığı arısili[4] sözcüğünü duyunca kendimi köyüm İncirgediği’nde zannettiğimi söyledim.
Doksandaon: “Orası İncirgediği ise burası Kısas’tır” diyerek curasını eline aldı. Dokundu tellerine. Sazı güçlü değil ama sözleri okkalıydı.
Dizeleri Şair Aşir Kayabaşı’nın dediğini doğrular mahiyette idi.
Dörtlüğünde görüldüğü gibi Allah, Muhammed, Ali üçlemesiyle kendisini yetiştiren, şiirlerinde dile getiren Doksandaon: Irk, dil, din, renk, mezhep ve cinsiyet ayrımı yapmadan bütün insanları sevgiyle kucaklayan yaratılanı, yaratandan dolayı seven, Yunus’un felsefesini savunarak kimse kimseye kendi inancını ve düşüncesini dayatmadan huzur içerisinde yaşamasını dileyen, Hacıbektaşı-ı Veli öğretisi ile yetişmiş bir ozan. İnsan olmak - Er olmak onun için çok önemli. Ona göre bütün yollar insan olmaktan geçer: O bu konudaki düşüncesini:
Diyerek dile getirir.
Ondaki aşk, aşkı hakikidir. Yaradan’ı sever Yaradan’dan ötürü. Yüreği Tanrı aşkı ile doludur. Tüm şiirleri bu düşünce çemberi içerisinden dile ve tele dökülmüştür. İncelenen şiirlerinin teması yaklaşık hep bu pencereden bakar. O aşkla vurur curasının teline. Tıpkı Koca Yunus’un: “Bir ben vardır benden içeri” dediği gibi:
diyerek hayat yolunun içinde çok yol olduğunu ifade eder. Bu konu başka dörtlüklerde de dile getirilir.
İşte Doksandaon’u yakıp kavuran, dizelerinde dost olarak değerlendiği Tanrı’dır. Onun gerçekten maddi aşka dörtlükler düzdüğü hiç görülmemiştir. Dörtlükleri, curasının telleri, yanıp kavrulması Allah içindir. Şiirlerinin çoğu bu tema üzerine kurulmuştur. Değişik temalarda yazmış olduğu şiirler ya hiciv ya da ders verici niteliktedir. Doksandaon’un şiirleri:
Diyerek yavaş gitmeyi tavsiye eden, dizeleri hızın her zaman kişilerin başına felaket getireceğini açıkça ifade etmektedir.
Dizeleri yine ders verici nitelikte olup, dini içerikli olmayan şiirlerine de iyi bir örnektir. Doksandaon dini içerikli şiirlerinde olduğu gibi taşlama özeliği taşıyan şiirlerinde de ustalık göstererek demek istediğini menziline ulaştırır.
Dörtlüğü ileköylü kızlarınasöylediği aşağıdaki dörtlükler taşlama dalında yazdığı şiirlerinin güzel örneklerindendir.
Âşık Doksandaon dini konulardaki hassasiyetini milli konularda da gösterir.
Diyerek bu konudaki düşüncelerini dile getirir. Türkiye Cumhuriyetinin bölünmez bütünlüğünü savunur. Atatürk ilke ve inkılâplarına canı gönülden bağlıdır. Şiirlerinde 11’li ya da 8’li hece ölçüsü kalıpları kullanır. Arapça ve Farsça sözcükler kullanarak dörtlüklerinin daha güçlü olacağı inancına sahiptir. Çocukluğundan beri cem kültürüyle haşir neşir olması onun paylaşımcı, şahsına güç geleni başkasına tatbik etmeyen, kendi halinde, hoş görülü, sevecen bir kişiliğe sahip olmasını sağlamıştır. O: “Yılda yüz bin hacı şeytanı taşlar / Şeytan kalkar yine bildiğin işler” diyen bir Doksandaon’dur. O: Kısas’ın tasavvuf bülbülüdür. Kısas’ta dini konularda şiir yazanların en ustasıdır[5]. O usta başta da söylediğimiz gibi 02. 06. 2012 tarihinde Hak’ka yürüdü. İnsanlık var oldukça da şiirleriyle yaşayacaktır. Bin rahmet olsun Doksandaon…
BÖYLE GİDER
BİLESİN
DİLBER
Ben bu âşıklar diyarı Kısas'ta, kendisi kadar mahlası da ilginç olan aşığımızı 1990 yılında tanıdım. O gün şöyle diyordu:
HAK İNCİNMESİN
Ahlakı:
Küçük yaşlardan beri cem kültürüyle büyüyen Doksandaon paylaşımcı, şahsına güç geleni başkasına tatbik etmeyen,kendi halinde,hoş görülü bir ahlaka sahiptir.
Milli konulardaki hassasiyeti:
Milli gelenek ve göreneklerine bağlı her defasında yaşatmaya çalışan, Türkiye Cumhuriyetinin bölünmez bütünlüğünü savunarak Atatürk ilke ve inkilaplarına bağlı bir düşünceye sahiptir.
Rahatsızlanınca özel bir hastaneye kaldırılan İsmail Kondu bütün çabalara rağmen kurtarılamayarak 02.06.2012 Cumartesi sabah erken saatlerde vefat etti. Dün Kısas Cem evinde yapılan törenden sonra aile mezarlığına defnedildi.
Alevi-Bektaşi babası olan İsmail Kondu’nun vefatı sevenlerini üzdü. Şanlıurfa dışında yaşayan, birçok kişi oğlu Yahya Kondu’yu arayarak başsağlığı diledi. Taziyeleri devam etmektedir.
Aşık Doksandaon (İsmail Kondu) Kimdir
1938 yılında Kısas’da doğmuştur. Lakabı “Arfolar” Arifoğullarıdır. Babası Halil, Annesi Aynur’dur. Cuma kızı Amşe ile evli olup 6 çocukludur. İlkokul mezunudur. Sazı zayıf, sözü kuvvetli bir âşıktır. 300'e yakın şiiri vardır. Şiirlerinin bir kısmı bestelenmiştir. Çiftçilik yapmaktadır. Mahlası “Doksanda on”dur. Kendisinin insan-ı kâmil olma yolunda tamam olmadığını, tamam olması için daha seksene ihtiyaç olduğunu söyler.
[1]Resmi kayıtlarda doğum yılı 1944’tür. Kendisi 1938 yılında doğduğunu ifade etmektedir.
[2]Kısas köyü 1992 yılında belde olmuştur.
[3]Doksandaon’un dedesinin kardeşiMuhammed ilim irfan sahibi olduğu için Kısas’ta herkes onu ehl-i kâmil – arif, halden bilen birisi olarak tanımış. Dedesinin kardeşinin arif olarak bilinmesinden âşığın sülalesine de Arifoğulları denilmiş. Arifoğulları zaman içinde bozularak Arfo olmuştur.
[4]Arı duru – Çok temiz – Tertemiz.
[5]Doksandaon’un okuma – yazması yeterli olmadığından söylediği şiirlerinin hiç birini kaleme almadı. Tüm şiirleri Kısaslı Ozan Berdari (Halil Elveren) tarafından kayda geçildi, hepsi bir defterde toplanarak günümüze ulaştırıldı. Ozan Berdari böyle bir fedakârlık yapmakla Doksandaon’un şiirlerini ebedileştirdi. Teşekkürler Ozan Berdari…







